
eğer web tasarımcı ve/veya web programcısı olmak istiyorsanız veya yolun başındaysanız, bir kısmı kendi acıklı veya ballı tecrübelerimden, bir kısmı da bazı akıllı arkadaşların söylediği şeylerden oluşan tavsiyeler aşağıda.
aslında sadece web'ciler değil dolaylı olarak bilgisayarlarla ve bilişim teknolojileri ile ilgili herkes faideli bir şeyler bulabilir. üşengeçseniz hemen uzaklaşın çünkü sıkıcı gelebilir.
en önemli kural; açık kaynak, açık kaynak, açık kaynak. çünkü; ticari platformlar, uygulamalar, programlama dilleri, framework'ler adı üstünde ticaridir. bunları üreten firmaların hiç birisi babasının hayrına bu işleri yapmıyorlar. asıl can sıkıcı olan, ticari çıkarları için kimseye acımamaları. görünenin aksine amaçları, insanların işlerini görmelerini sağlayacak yazılımlar-sistemler oluşturmak değil ha bire yeni "ürün" çıkartıp satmak, insanları almak zorunda bırakmak. almakla bitse iyi, bir de ecnebilerin "learning curve" dedikleri bir adaptasyon süreci var. bir örnek vereyim; Flash kapalı kaynak ve ticari bir uygulama/platform. eski sahibi Macromedia idi ve Adobe tarafından satın alındı. Flash'ın eskiden kullandığı betik dili ActionScript 2.0 idi. JavaScript'le neredeyse aynıdır (flash'ın kendi class ve kütüphaneleri var tabi). sonra bir sabah uyandık ve ActionScript 3.0'e geçtiklerini söylediler. buyur burdan yak. AS2 ile yapabildiğimiz neredeyse her şey boşa çıktı, sözdizimi değişmiş, global fonksiyonlar değişmiş, eval() gitmiş, class'lar, kütüphaneler, kodların yazılabileceği yerler, her şey değişmiş. "HelloWorld" bile yapamaz hale geldim bir gecede. uzun bir süre fırsat bulamadım AS3 çalışmak için. aylar sonra oturdum yaklaşık 2 hafta gece gündüz çalıştım, AS2'de yaptıklarımı nasıl AS3'te yaparım diye. sonunda oldu, AS3'ü de çok iyi bir şekilde öğrendim ama olan AS2'ye oldu; unuttum :) ve tabi bir sürü emek ve zaman kaybı. ne kazandık peki? çok da bir şey kazanmadık aslında. sadece Flex ve bazı AS3 tabanlı framework'leri kullanma imkanı kazandık. pratikte hiç de öyle 10 kata kadar performans artışı falan da olmadı. bir de üstüne çok katı kuralları olan bir dille yazmak zorunda kaldık kodları.
sonra günlerden bir gün Adobe Flex diye bir şey duyurdu. uzun bir süre onunla da ilgilenemedim, sonra bir gün mecbur kaldım bir uygulama yazdım ve Flex'i de öğrendim. güzel bir sistem aslında. FlashPlayer'da ve AIR platformunda çalışacak uygulamalar yazmak için olgun denebilecek bir framework. yalnız iki sorun var; birincisi Flex'in yapısını bir yerden gözüm ısırıyor; Flex, 3 katmandan oluşuyor; MXML, CSS ve ActionScript 3.0, tıpkı HTML, CSS ve JavaScript gibi. ortaya çıkan şeyler de oldukça benzer. insanın "ne gerek vardı ki" diyesi geliyor. ikinci sorun da şu; Flex'e de eyvallah dedim, tamam seni de adamdan saydım gel seni de kullanayım dedim, mx bileşenlerinin her huyunu, onları stillemeyi ve yönetmeyi öğrendim. ...ama Adobe bir sabah yine yaptı yapacağını ve "mx doğurdu, nur topu gibi bir spark'ınız oldu" dedi. yakında da "mx öldü" derlerse de şaşırmam. hemen çalıştığım odanın köşesine gittim oraya çömeldim gözlerimden iki damla yaş süzüldü. sonra çıktım yollara bağırarak ağlamaya ve koşmaya başladım.
arkadaş burda bir sorun var; yahu siz bunları biz iş yapalım diye üretmiyor musunuz? Flash, Flex, AS3, bunları insanlar iş yapsınlar diye ürettiğinizi söylüyorsunuz ama 2 senede bir devrim yapyorsunuz, bizim bütün birikimimizi devirip döküyorsunuz.
mükemmel teknoloji böyle olmaz. mükemmel teknolojiyi tanımlamak çok zor değil aslında. mükemmel teknoloji sadece bir konuda başarı elde edip diğer konularda fıslayan teknoloji değildir. yani kaşıkla verip kepçeyle alıyorsa bu teknolojinin tekamül yolunda alacağı yol vardır. Örneğin bisiklet ve motorsiklet. motorsiklet daha üstün bir teknoloji gibi görünse de yakıt, maliyet, parça, sistem karmaşıklığı (ve dolayısıyla arıza ihtimali), dışa bağımlılık, bakım maliyetleri, kaza riski, çevreye verdiği zararlar, ağırlık, ürettiği gürültü, sağlık riskleri gibi şeyleri de hesaba kattığınızda toplamda o kadar da iyi bir teknoloji olmadığı ortaya çıkar. tüm bu konuları hesaba kattığınızda bisiklet çok daha iyi bir teknolojidir (hatta bence ademoğlunun yaptığı en mükemmel icatlardan biridir).
işte Flex de böyle. sunduğu çok güzel imkanlar karşılığında bir sürü de şey götürüyor. ...ama HTML, PHP, MySQL, CSS, JavaScript gibi teknolojilerin hiç biri ticari ürün değil. bunlar tamamen açık kaynaklı açık standartlar. ticari bir amaç güdülmediği için 2 senede bir devrim mevrim yok. eğer amacınız iş yapmaksa açık kaynak teknolojiler uzun vadede daha güvenilirdir.
HTML 4, 1999 yılında açık bir dünya standardı haline getirildi. aradan 12 yıldan fazla zaman geçti ve HTML 5 hala standart haline gelebilecek kadar olgunlaşmadı ki HTML5'te sona gelinse bile kimsenin işi aksamayacak çünkü "eskiyi çöpe attık al sana yenisi" şeklinde bir yaklaşım yok. yani 1999 yılında HTML öğrenen bir kimse bildiği şeyleri hiç değiştirmeden 2015 hatta belki 2020 yılında işini yapmaya devam edebilecek. isterse HTML5'in getirdiği yenilikleri de rahatlıkla kullanabilecek. benzer şeyler CSS ve JavaScript için de geçerli.
MySQL'in durumu biraz daha farklı. açık kaynak olmasına rağmen Sun firmasının çatısı altında götürülen bir proje idi. sonra bir başka sabah uyandığımızda Oracle'ın Sun'ı satın aldığını duyduk. Tabi yine açık kaynak olan Java ve MySQL de ticari ve daha tehlikeli bir firmanın eline geçmiş oldu. ...ama hiç önemli değil. MySQL'in kaynağı açık olduğu için MariaDB ismiyle yoluna kaldığı yerden devam etti.
keşke Macromedia Freehand de açık kaynak olsaydı. Adobe, Macromedia'yı satın aldığında Freehand de Adobe'un eline geçmiş oldu. Freehand diğerleri kadar şanslı değildi. Adobe'un yıllardır Freehand'e rakip yapmaya çalıştığı Illustrator bir türlü istenen başarıyı yakalayamıyordu. e yiğidi öldür hakkını yeme; Freehand de gerçekten iyi uygulama. sonuçta bükemedikleri bileği satın alıp yok ettiler ve Freehand tarihe gömüldü. Bütün işini gücünü Freehand'e güvenen onca insan ya yaşatabildikleri kadar eski sistemlerini yaşatmak zorunda kaldılar ya da işi gücü bırakıp Illustrator öğrenmek zorunda kaldılar. PC kullanıcıları yine şanslı, Freehand hala çalışıyor ama Mac kullanıcılarının durumu daha da vahim; yine ticari bir firma olan Apple, 5 senede bir işletim sistemi ve işlemci mimarisini değiştirip durduğu için PowerPC mimarisine göre üretilen son Freehand, Intel tabanlı yeni mac'lerde iyice sorunlu çalışır oldu.
Apple ve onun yaptığı değişikliklere girersek çıkamayız ama kısaca şunları söyleyebilirim; bir Mac'iniz varsa elinizde yazılımların 5 sene sonra çalışacağının garantisi yoktur. 2006'da PowerPC'den Intel'e geçen Apple, okuduğum bir habere göre şimdilerde de ARM mimarisine sulanıyormuş. Apple geliştiricilerinin ve kullanıcılarının vay haline.
bir diğer sorunlu uygulama 3ds Max (muhtemelen Maya da öyle). defalarca el değiştirdi ve sonunda gidebileceği en kötü yere yani Autodesk'e gitti. şimdilerde abuk subuk özelliklerle şişirilmiş, kararlılığı azaltılmış bir acayip uygulama oldu. Max'in otomatik dosya kaydetme aralığını 2 dakikaya düşürdüm, ha bire hata verip göçüyor diye. artık her sene yeni bir 3ds Max sürümü çıkartıyorlar. gerekli gereksiz demeden orasını burasını değiştirip, makyajlayıp "aha size yeni max" diye önümüze koyuyoarlar. bir de eski sürümlerin yeni sürümler tarafından kaydedilen dosyaları açamaması tuz biber. ahhh açık kaynak ahh. bilemedik senin kıymetini. Blender kullananlara öyle bir özeniyorum ki şimdi...
tıfıllık zamanlarımda her şeyin en güncelini en son çıkanını isterdim. hep en marifetlisi olsun derdim. açık kaynak olan şeyleri de pek sevmezdim çünkü çok yavaş ilerliyorlardı ve ben acayip şeyler yapmak istiyordum. ...ama bir süre sonra kimsenin acayip şeyler istemediğini, sadece işinin en kısa sürede ve en ekonomik şekilde görülmesini istediğini anlayınca, bu süslü görünen şeylerin faydadan çok zarar getirdiğini fark ettim.
şimdi isterdim ki bildiğim tüm yazılımlar açık kaynak olsun, hepsinde elini korkak alıştırmamış geniş bir "community" kitlesi olsun. eğer sizin için de henüz çok geç değilse aşağıda bazı kapalı uygulamalar ve teknolojiler için açık kaynak karşılıklar var. ticari uygulamaların dezavanjları olduğu gibi bir de güzel avanjları var; arkalarında ciddi maddi destek var ve kısa sürede oldukça marifetli ürünler ortaya çıkıyor. açık kaynak her ne kadar çok güzel avantajlar sağlasa da en büyük sıkıntısı arkasında genellikle maddi destek olmaması ve açık kaynak teknolojilerin çok zor olgunlaşması. buna rağmen eğer işinizi görecek seviyedeyse her zaman açık kaynak olanları tercih etmenizi hiddetle tavsiye ederim.
bu listeyi uzatmak mümkün. biraz araştırarak her uygulama ve teknoloji için açık ve ücretsiz bir alternatif bulabilirsiniz. Eğer bir programlama dili öğrenecekseniz onu da mutlaka açık ve özgür olanlardan seçin derim. mesela python çok ilgimi çekiyor bu aralar.
Yeni yorum gönder